Cumhurbaşkanı Haznedar’a cevap verdi

 

BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI İÇİN NELER SÖYLEDİ

(CHP Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın görevden uzaklaştırılması) 

Bu konu tamamıyla İçişleri Bakanlığı’nın bir sürekli olarak müfettişleri ile yaptığı kontrollerdir. Zaman zaman özel mülkiye müfettişleri çıkarmak suretiyle yapılan kontroller vardır. Bunlar sürekli belediyelerde çalışan mülkiye müfettişlerinin verdiği bilgiler dahilinde olabileceği gibi, özel mülkiye müfettişleri ile istihbarat üzere atılan adımlardır. Bu belediye başkanlığı yapanlar için bilinen şeylerdir. Benim belediye başkanlığım döneminde oda tahsis ettiğimiz mülkiye müfettişimiz vardı. Bundan bihaber olanlar çıkıyor konuşuyor. Asıl önemli olan şu anda bu tür açığa alma kararını İçişleri Bakanlığı veriyorsa burada demek ki bir su kaçağı var.

Ataşehir’de ne olduysa burada da bu. Bize gelen bilgiler çok daha farklı fakat işadamlarımız, vatandaşlarımız, kendilerinden rüşvet talebinde bulunulduğu zaman yüzleşmeye var mısın dediğimizde birçoğu kaçıyor. Hem şikayet ediyorsun, hem de suç üstü dediğimiz zaman da bundan kaçarsanız biz o zaman burada görevi suistimal edenleri nasıl ortaya çıkaracağız.

Yurtdışına çıkma vs, tüm bunların hepsi İçişleri Bakanlığımızın yasal haklarıdır. Bunu hukuk çerçevesi içerisinde kullanmıştır. Orada bir başka şey daha var, arkadaşlar söylediler, benim çocuklarımın da yurtdışında okuma imkanı oldu gibi, buraya düzeltme yapmamız lazım. Benim çocuklarımın yurtdışına gitmesi, sayın belediye başkanının, ben en kaliteli okullarda okuttum mantığından hareketle değil, benim öz çocuklarım kendi öz vatanında okuma şansı olmadıkları için yurtdışına gittiler. Erkek oğlum katsayı engeline takılarak, Boğaziçi’ne tutuyordu puanı, burada farklı bir üniversiteye girme oldu. Biz de yurtdışına gönderdik. Kızlarım başörtü nedeniyle Türkiye’de okuma hakkından mahrum oldular. Onları da bundan dolayı yurtdışına, ağabeyinin yanına gönderdik. Bunları da bilmiyorlar, bilmeden de farklı farklı yakıştırmalar yapıyorlar. Şimdi sayın başkanın ailesiyle ilgili konuda da yurt dışına çıkışıyla ilgili hukuki bir engel olmadığı durumda İçişleri Bakanlığımızın bir engel yapacağını sanmıyorum.”

Murat Hazinedar dün yaptığı basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek şöyle demişti:

“Sayın cumhurbaşkanının şikayet ettiği devlet düzeni dahi onun çocuklarına yurt dışında okuma fırsatı ve imkanı verdi. Bu soruşturmalarla sadece şahsıma değil, aileme de eşime de, dünyanın en iyi üniversitelerinden kabul alma imkanı olan evladım, oğlum Yaşatan’a da yurt dışına çıkma yasağı konuldu. Onun yurt dışında okuma şansı elinden alındı. Hiçbir dönemde en antidemokratik darbe döneminde bile aileler bu derece mağdur edilmedi.”

ABD’DEKİ HAKAN ATİLLA DAVASINDAKİ JÜRİ KARARI

Soru-Cevap bölümünün devamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, ABD’deki Hakan Atilla davası ve güncel olaylara ilişkin sorular yöneltildi.

Erdoğan’ın konuşmasının devamı şöyle:

“(Hakan Atilla davası) Amerika şu anda çok ciddi bir kumpaslar zinciri içerisinde bir süreç işletiyor. Sadece hukukta değil, ekonomi alanında da kumpaslar var. Her tarafı kendine göre yola getirme gayretinin içinde. Hakan Atilla 6 kez Amerika’ya giren Hakan Atilla engelleme ile karşılaşmıyor, 7. girişinde alınıyor. 6 davanın bir tanesinde kara para aklama yok diyor, diğerlerinde dolaylı yoldan işi kara para aklamaya kadar getiriyor. Halk Bankası’nın kendisinin de uzaktan yakından bu dava ile ilgisi yok. Zarrab konusu ile bütünleştirmek sureti ile bir yerlere vardılar. Çok daha çirkin olanı, bu davalarda, duruşmalarda süreç çok farklı işletildi. Amerika’nın adalet anlayışı buysa o zaman dünya yandı. Amerika adalet anlayışını gözden geçirmeli. Ondan sonra kalkıp dünyaya da adalet dersi vermeye kalkmasınlar. Biz Rıza Zarrab konusunda da yapılmakta olanlar, dönenler, onu geç bir tarafa, benim ülkemde bize karşı bir darbe girişiminde bulunacaklar, bulunanları sens 1999, o günden bugüne kendilerine tahsis ettikleri 400 dönümlük arazide paşalar gibi yaşatacaklar. Kendilerine giden 85 kolinin üzerinde, şimdi 100 koliyi bulmuştur, verilmiş kararlarla ilgili olarak da hiçbirini itibara almayacaklar. O zaman aramızdaki ikili ilişkilerdeki uluslararası hukuk ve ikili hukuk da hükmünü yitiriyor. Bundan sonraki süreç, üzülerek söylüyorum ki böyle işleyecek.

(Kılıçdaroğlu-Karamollaoğlu görüşmesi)  Siyaset yapıyoruz. Eğer 100 bin imzayı toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket o zaman bunu yapmasına gerek yok. Demek ki hiç gücü yok. Bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez. Bir diğer konu maliyetleri çok yüksekse, maliyet noktasında noter masrafları falan onun sorunu. İktidar bu kararı tek başına vermedi ki.

(Kadına şiddet olayları) Bu konunun aslında izahı söz konusu değil. Bunlar cani. Bunlar insanlıktan nasibini almış değil. Gerçekten bu son dönemde yaşadıklarımız hakikaten, televizyon ekranlarında izlediğimiz zaman acaba diyoruz bu medyayı mı suçlasak. Bunları göstermeyin. Toplum bunalımın içerisinde giriyor. Diğer taraftan da ibret olabilir mi düşüncesine giriyorsunuz. Bunu gördüğü zaman bazı vatandaşlarımız idam diyor. O yavruları nasıl öldürürsün ya. Sende zerre kadar vicdani bir şey yok mu? Kendini öldürsen ne yazar öldürmesen ne yazar. Hemen yorumlar başlıyor, ruhsal bunalım neticesinde böyle oldu. Tamam da ruhsal bunalıma girmeyen de var. Buna toplumsal olarak vereceğimiz tepki çok çok önemli. Onları bu toplumun içinde önce kendi akrabalarından yakınlarından başlamak üzere yalnızlığa itmek, ya da onları bu psikolojik sıkıntılardan çıkarmak için önce yakınlarının bazı adımlar atması gerekir.”

KAYNAK : Odatv.com

HABER     / İSTANBUL GAZETEM 

Related posts