Bulduğu cüzdanı sahibine verdi

İNSANLIK DERSİ 

Maslak’ta otobüs durağında beklerken gözüm ATM önündeki bir vatandaşımıza ilişti. Otobüs bekliyordu. Fakat hiç birine binmeden ısrarla otobüs durağının arkasındaki ATM’lerin önünde beklemeye devam ediyordu. Gazeteciliğin verdiği şüpheyle incelemeye aldım. Gündem ATM dolandırıcıları olunca şüphelenmem normaldi.

 

Dakikalar birbirini kovalıyor, durağın otobüsleri birer birer gelip gidiyordu ve o hiç birine binmiyordu. Bende işlerimi iptal edip beklemeye başladım. adam sürekli saatine ve gelen otobüslere bakmaya ve  şüpheli hareketlerine devam ediyordu. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama, nefes nefese koşarak bir adamın ona doğru koştuğunu görünce iyice merak etmeye başladım. Koşarak gelen adam, bekleyen şahsı geçti ve ATM’lere doğru yöneldi. Tüm ATM’lere tek tek bakıyordu.  Bekleyen adam bir isim söyleyerek seslendi.

“Hacı ne arıyorsun?” 

Şaşırmıştım. Adamın ismini nereden biliyordu? Tanıyorsa koşarak gelen adam ona neden bakmamıştı?

Kısa bir konuşma yaptıktan sonra bekleyen adam elini cebine doğru yönelti. Çok heyecanlanmış ve fotoğraf makinemi hazırlamıştım. Cebinden bir cüzdan çıkartı ve Hacı diye seslendiği adama verdi. Adam sevinçle sarılıyor bildiği tüm duaları bekleyen adama okuyordu. Sevinerek geldiği gibi koşarak gitti.

Bekleyen adama yaklaştım ve kim olduğumu anlattım. Bir saattir yaşanan olayı bana açıklamasını istedim.

Bekleyen adamın ismi Erdoğan ÜÇER’di. Artık ismini öğrenmiştim. Asgari ücretle çalışan evli 3 çocuk babası Prencess şirketlerine çalışan bir personeldi. Olayı şöyle anlattı. 

 

Varol Bey, ben Maslak Prencess şirketlerinde çalışıyorum. İşten çıktım eve gidiyordum. Ev alış verişi için biraz para çekmek istedim. ATM önüne geldiğimde bir cüzdanın ATM üzerinde durduğunu gördüm. Aldım ve içine baktım. Bir miktar para ve banka kartı vardı. İçerisinde ne bir kimlik, ne bir telefon hiç birşey yoktu. Önce banka güvenliğine vermek istedim. Fakat hafta sonu olduğu için görevleri gereği benimle irtibata geçemediler. Bende beklemeye karar verdim. Nasılsa unutan sahibi gelir diye düşündüm. Fakat dakikalar geçtikçe kimse gelmiyordu. Acelem de vardı. Unutan vatandaşın yerine koydum kendimi .Cüzdanın içerisinde parayı çektikten sonra kimlere ve nereye ödeme yapacağı yazılı küçük bir kağıt vardı. Aslında cüzdandaki para ödemelerine dahi yetmiyordu. İşlerimi iptal etmek zorunda kaldım ve bekledim. Koşarak gelen adamı görünce önce bir bekledim emin olmak istedim. İsmini seslendiğimde adam bana bakmıştı. Sahibine teslim ettim. Sonra sizinle tanıştık işte.

 

Diyerek küçük bir gülümsemeyle gözlerime bakıyordu. Allah’ım dedim senin adını anarak cemaatler kuranlar işte bu namuslu kişilerin haklarını yediler. Kamu ve Özel sektördeki dolandırıcılık yapanlar bu Allah ve kul hakkı korkusu olan insanların haklarını yediler. Bulduğu 1.000 TL için gününü iptal eden, karşısındaki mağduru kurtarmak isteyen bu güzel insana karşılık, belki başkanım, belki  beyfendi veya hoca efendi diye hitap edilen koca koca adamların yaşadığı iki değişik Türkiye.

Demek ki İnsanlık din ile dil ile olmuyordu. İnsanlık yürek işiydi.

Bu gerçek olayı sizlerle paylaşmak istedim. Erdoğan beyden izin alarak yayınladım. Herkese örnek olsun istedim. Siz değerli okuyucularımızda dilerim diğer insanlar örnek alsın diye paylaşırsınız.

 

Güzel insanların daha fazla olacağı bir ülke için

“Biz Büyük bir aileyiz” / İSTANBUL GAZETEM / Varol Kısa 

 

 

Bir cevap yazın