CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek “Kızılay Nereye?”


ZEYBEK: 152 Yıllık Bir Çınar Bu Duruma Düşürülmemeliydi.

Bilindiği üzere;Torunlar Holding’e ait Başkent gaz firması Kızılay’a şartlı 8 milyon dolar bağışlamıştı. Paranın 75 bin doları Kızılay’da kalmak suretiyle, 7 milyon 725 bin doları bağışçının talebi üzerine Ensar Vakfı’na aktarıldı. “Şart” sözleşmesinde yer alan “yurt yapımı” ifadesi, kamuoyunda sorulara neden olmuştu.

Önce Kızılay sonra Kızılay Genel Başkanı bunun şartlı bir bağış olduğunu ifade ederek gündeme oturan iddiayı doğrulamıştı.


2017’deki bağıştan sonra, Ensar Vakfı’nın nerede yurt yaptığı merak edilirken, sorulara yanıt Ensar Vakfı’ndan gelmişti. Ensar Vakfı Genel Müdürü, paranın TÜRGEV ile Ensar Vakfı’nın ABD’de ortaklaşa kurduğu TÜRKEN Vakfı’na aktarıldığını açıklamıştı. Hemen ardından da TÜRKEN tarafından ABD New York Manhattan’da arsa alındığını ve 21 katlı öğrenci yurdu yapıldığını söylemişti. Yani vergiden %100 muaf olan Kızılay bağışları aktarmalı bir trafik ile Saray’a yakın isimlerin Amerika’daki vakfına aktarılmıştı.

CHP İstanbul Milletvekili ve PM Üyesi Gökan ZEYBEK “Kızılay; Kızılay’ın yöneticileri lüks içinde yaşasın diye bağış toplanan bir kurum değil. Ben Kızılay’a pek çok kez kan vermiş birisiyim. Şimdi düşünüyorum; Acaba benim kanım gerçekten askerimize mi gidiyor? Vatandaşa mı gidiyor? İhtiyaç sahiplerine mi gidiyor? Yoksa benim kanım üzerinden bir avuç yandaş ticaret mi yapıyor bilemiyorum.

Bakın Kızılay’ın yaptığı yardımlar ile ilgili karşımıza enteresan rakamlar çıkıyor. 2013 yılında Kızılay’ın yaptığı yardımlar 13 milyon 500 bin TL, 2019 yılında ise 2 Milyar 700 milyon TL. Arada büyük uçurum var. Bu yardımlar nereye gidiyor?” diyerek Kızılay gibi 152 yıllık köklü bir kurum olan Kızılay’ın içine düşürüldüğü içler acısı durumu ortaya koymuştu.


ZEYBEK’in Şubat 2020’de, yani 5 ay önce yaptığı bu açıklamasının ardından İstanbul Sancaktepe Kızılay Şubesi’nde yaşanan ve Kızılay Genel Merkezi’nin de doğruladığı; “Sancaktepe’de bazı Kızılay yöneticilerinin Kızılay’ın mallarını satarak 50 Milyon TL’lik şahsi menfaat elde ettiği” iddiasıyla 16 kişinin tutuklanması ve devamında da 152 yıldır kamunun, insanlığın hizmetinde olan Kızılay’ın içinde bulunduğu yolsuzluk sarmalı için alınan gizlilik kararının bu süreci örtbas etme girişimi olduğunu göstermekte ve gelinen noktada Kızılay’ın düştüğü durumu gözler önüne sermektedir.


“KIZILAY’IN YÖNETİM KADROLARI BAŞTAN AŞAĞI AKP KADROLARI”
Kızılay’ın mevcut Sancaktepe Şube Başkanı H.Y., tutuklanan önceki dönem şube başkanı C.Y.’den görevi Şubat 2019’da devralıyor. Her iki Kızılay başkanının da profilleri incelendiğinde AKP’nin kamu kurumlarındaki kadrolaşma sürecinin bir örneği net olarak görülebiliyor. Önceki dönem başkanının Twitter sayfasını, paylaşımlarını, söylemlerini AKP Genel Başkanı’nın güzellemeleri ve fotoğrafları kaplarken, şimdiki Başkanın da 2014 yılı AKP Kartal Belediye Başkan aday adayı olduğunu ve adaylık açıklamasında da “Dünya lideri Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde hizmete talip olan hizmet erleriyiz.” diyerek sözlerine başlamış olduğunu görüyoruz.


“KIZILAY’IN BİR PARTİNİN ARKA BAHÇESİ HALİNE GETİRİLEREK İTİBARSIZLAŞTIRILMASI ADIM ADIM PLANLANDI. 2017’DE KIZILAY’IN ÜLKE GENELİNDE MUHALİF 319 ŞUBESİ KAPATILDI.”

Hatırlayın; Kızılay Genel Sekreteri imzasıyla ülke genelinde 319, İstanbul’da 42 şubeye gönderilen 12 Mayıs 2017 tarihli yazıda, söz konusu şubelerin Kızılay’ın misyonunu yerine getiremediği gerekçe gösterilerek Türkiye genelinde 319 şubesi kapatılmıştı.
“Benimleysen çalışırız, değilsen çalışmayız”
Halbuki işin aslı başkaydı.Gizli ve kapalı bir toplantıda kendi siyasi görüşlerinden olmayanları kurumdan uzaklaştırma hedefiyle 319 şube için kapatılma kararı verildi. Bu; muhalif isimlere yönelik siyasi bir operasyon idi.

“152 YILLIK BİR ÇINAR BU DURUMA DÜŞÜRÜLMEMELİYDİ.”


Gelinen noktada “152 yıllık bir çınar bu duruma düşürülmemeliydi.” diyen Zeybek sözlerini şöyle tamamladı;“Dolgun maaşlı Kızılay yöneticileri için 12 bin dolar aylık kirası olan boğaz manzaralı bir köşkün kiralanması, yardıma muhtaç kesimlerin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan bağışların nereye gittiğinin belli olmaması, 319 muhalif şubenin gizli ve kapalı bir toplantıda alınan karar neticesinde kapatılması ve bugünlerde ülke gündemini meşgul eden şube başkanlıklarındaki yolsuzluk iddiaları; tarihi kökleri çok derinlerde olan, gönüllülerin çalıştığı, fakirin derdine çözüm üreten bir kurum olan Kızılay’ın ne yazık ki liyakatin tamamen dışında, sıcak siyasetin göbeğinde, bir siyasi partinin arka bahçesine dönüştürülmüş ve işlevi dışında faaliyet gösteren bir kurum haline getirilmiş olduğunu gözler önüne seriyor.Kamuda yaratılan liyakatsiz kadrolaşma süreci; ne yazık ki; rant, talan ve sömürü odaklı bir makinenin çıkarlar doğrultusunda talimatları uygulayan dişlileri gibi.“