Günün Kutlu Olsun SEVDİCEĞİM

– Ben sana dokunmadan da seni severim, aşk hissetmektir, dedi.
 
SEVGİLİLER GÜNÜN KUTLU OLSUN SEVDİCEĞİM
 
Ona güvenmeye başladığımda isminden başka hiçbir şey bilmiyordum. Çok garip geliyordu, kendime şaşıyordum ama sonsuz bir güven duygusu veriyordu bana. Her şeyden evvel kendini taşıyabilmesi, olaylardaki sakin ve yapıcı hali, benim tüm infiallerimde O’nun tebessümle beni sakinleştirmesi çok hoşuma gidiyordu.
Arkadaşımdı, emindim artık bundan. Günler hızla geçmeye başladı. Hayatın rutin hiçbir sıkıntısı beni artık etkilemez oldu. Her gün uyanır uyanmaz ilk işim telefona bakmak oluyordu. Acaba aradı mı diye meraklanıyordum. Kaç kez konuşuyorduk telefonda bilmiyordum ama konuşmadığımızda bir boşluk oluşmaya başlamıştı. O her zaman ki gibi çok daha ağır, içine kapanık, duygularını dışa vermeyen yapısı ile doğallığını korurken; ben, ‘neler oluyor bana’ sorusunu çok sık sormaya başlamıştım kendi kendime.
 
Bir gün, tüm cesaretimi toplayıp O’na dedim ki;
-Sana bir soru sormak istiyorum. Ama her ne olursa olsun dürüstçe cevap vereceksin.
-Ben zaten hep dürüstüm, derken sesindeki kendinden eminliği hissetmemek mümkün değildi.
-Ben senin neyinim? Diye sordum.
-Sorumu bu şimdi? Saçmalıyorsun, dedi.
Bana ‘arkadaşımsın’ dese, kendi kendime bir şeyler hissettiğimi düşünüp vazgeçecektim ancak öyle kapalı kutuydu ki; kim olarak davranacağımı bilemez hale gelmiştim.
Geceleri uyumadan evvel son düşündüğüm, sabah gözümü açtığımda ilk aklıma gelen olmaya başladı. Beni aramaları şekil değiştirmeye başlamıştı. Günlük programlarını anlatıyor, gideceği yerleri, yapacağı işleri söylüyordu. Ancak ben cesaret edip:
 
-Bana neden tüm bunları söylüyorsun? Herkese böyle açıklar mısın günlük programını; diyemiyordum. Utanma ile karışık bir çekingenlik vardı üzerimde. Çok iyi arkadaşımdı ve O’nu arkadaş olarak kaybetmekten de korkar olmuştum.
Bir telefon görüşmesi sırasında; ‘söyle gülüm’ dedi ve o an her ikimizde uzun süre sustuk. Ben gülüm kelimesini kimselere kullanmadığını biliyordum. Daha evvel bana da hiç kullanmamıştı. Şimdi gülüydüm.
Her kadın gibi bildiklerimi duymak isteyişlerime hep karşı çıktı:
 
-Cevabını bildiğin soruları sorma, diyordu. Oysa ben duymak istiyordum, bildiklerimi. O’nun sesinden duymak ‘ sen benim özelimsin, canımsın, gülümsün, kadınımsın’ deyişini.
Tenime dokunmak istemedi.
 
– Ben sana dokunmadan da seni severim, aşk hissetmektir, dedi.
Adam gibi adamdı… Başka tarifi benim lügatimde yoktu. Bir kadının, bir aşkta en çok beklediği, sadakat ve güvendir. Bu ikisi sonsuz vardı O’nda. ‘Güvenemem artık’ dediğim her şeye güvenle bakmamı sağladı.
Aşkın duru hali en güzeli olandır… Koşulsuz, kayıtsız, çıkarsız, net ve düz… Aşk o zaman gerçek oluyor. Sonsuzluğu olmadığına inanmaktayım. Zira yalnızca yaşanmamış olan aşk bitmeyen aşktır. Tutku olduğundan elbette bitecektir bir gün yaşandığında. Burada asıl olan aşk bittiğinde; yerini güzelliklere bırakabilmektir. Sevgi gibi, sadakat gibi, bağlılık gibi, saygı gibi…
Sen dokunmadan dünyamı cennete çevirensin.
Sol yanımdaki sızısın. Kelimelerin anlatmaya yetmediği hasretim, olmayanı var eden, yok oluşumda geri gelenimsin.
Mahşeri kalabalıklarda tekliğim; yalnızlığımda çokluğum; her şeye ve herkese inat doyduğumsun.
Tüm yaşanmamışlıklarımda yaşamak istediğim, çocuk yanlarımı büyüteceğim, kadın hallerimi derdest edeceğimsin.
Yaşadığı her şey kalıyor insanda. Elbet seninle yaşadıklarımda kalacak ben de. Mazim değil hep bugünüm ol istiyorum. Dünüm değil, yarınımın ümidi ol istiyorum. Uzun zaman sonra gelmeye karar verebildiğimsin. Kal diyebildiğimsin.
Sevgililer günün kutlu olsun sevdiceğim…