İBB Meclisi AK Parti grubu Başkanvekili Mehmet Tevfik Göksu,

İBB Meclisi AK Parti grubu Başkanvekili Mehmet Tevfik Göksu,

Sayın Başkan, değerli meclis üyesi arkadaşlarım aziz İstanbullular. Yaşadığımız şehre olan vefamızı göstermek ve emanetini aldığımız İstanbullulara karşı vazifemizi yerine getirmek üzere, bir Meclis toplantısında daha bir aradayız. Mart ayı meclis toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar

Konuşma yapmanın zor olduğu zamanlar vardır. Bazen kalbinizden ve zihninizden taşan kelimeleri kullanmakta zorlanırsınız. Yüreğinizde hissettiğiniz acılar, söyleyeceğiniz kelimelere set olur, konuşamazsınız. Ama bazen de susmak zül gelir insana. Kabaran duygularınızla, ancak konuşarak baş edebileceğinizi hissedersiniz. İşte bugün bu duygularla huzurlarınızdayım.

BAHAR KALKANI HAREKATI

Değerli arkadaşlar, Millet olarak çok hassas günlerden geçiyoruz. Kahraman Mehmetçiğimiz, sınır ötesinde büyük bir mücadele vermektedir. Tarihimiz ve coğrafyamızın bize tayın ettiği kader çizgisi, dün Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda nasıl karşımıza çıktıysa, bugün de aynı şekilde karşımıza çıkmıştır. Dün Çanakkale’ye topuyla tüfeğiyle gelen zihniyet, bugün de sefil piyonları ile bu milletimizin istiklâl ve istikbaline göz dikmiştir. Zira tarihler değişiyor, isimler değişiyor, renkler değişiyor, cepheler değişiyor ama bir asır sonra vatanımıza göz dikenlerin hain emelleri değişmiyor ve değişmeyecektir de. Ülkemizin de içinde olduğu İslam coğrafyasına kan, hüzün ve gözyaşı getiren ehli salibin, coğrafyamız üzerindeki kirli hevesleri asla değişmiyor.

ÖNEMLİ GÜNLER VE TAZİYELER

Değerli arkadaşlar Malumunuz, ben her ay konuşmalarıma öncelikle o ay içerisinde yer alan önemli günleri ve varsa taziyelerimizi zikrederek başlıyor, sonra da güncel ve İstanbul’a dair başlıklarımıza geçiyorum. Mart ayının en önemli tarihi gündemi de, şanlı Çanakkale Destanımız ve İstiklal Marşımızın kabulüdür. Ne garip bir tecellidir ki, bugün milletimizin zulüm ve müstevli hevesler karşısındaki mücadelesini konuşmak, şehitlerimizi anmak, aynı zamanda İstanbul’umuz için deen önemli güncel konumuz haline gelmiştir. Zira İstanbul’un huzuru da, istikrarı da sınırlarımızın ötesinde yaşanan mücadele ile doğrudan ilişkilidir. Küresel emperyalizmin oyuncağı olmuş bir rejimin, kendi halkına uyguladığı tehcir politikalarına dur denmedikçe, İstanbul’umuz yeni bir göç dalgasından kurtulamayacağı aşikardır. Terör belası çöreklendiği yerde sona erdirilmezse, ne ülkemizin ne de İstanbul’umuzun huzurundan söz edebiliriz.

SURİYE’DE NE İŞİMİZ VAR?

Sayın başkan, saygıdeğer arkadaşlar; Bunları, “Suriye’de ne işimiz var, İdlib’de ne işimiz var” sorusuna cevap bulamayanlar için söylüyorum.“Suriye’de ne işimiz var, İdlib’te ne işimiz var” demek, Çanakkale’ye kadar gelen yedi düvelin işgal hevesini unutmak demektir. “Suriye’de ne işimiz var, İdlib’te ne işimiz var” demek, Çanakkale şehitliğinde yatan İdlib nüfusuna kayıtlı binlerce şehidimizi unutmak demektir. “Suriye’de ne işimiz var, İdlib’te ne işimiz var” demek, Gaziantep’te, Hatay Reyhanlı’da, Ankara Garı’nda, İstanbul Sultanahmet’de, İstanbul Beşiktaş’ta patlayan bombaları, intihar bombacılarını unutmak demektir. Buralarda şehit verdiğimiz insanlarımızı hatırlamamak, hatıralarını incitmek ve emanetlerine sahip çıkmamak demektir. O yüzden, vatanımızın her karış toprağı ile İdlib arasında sadece tarihsel değil, çok canlı ve güncel bir bağ vardır.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I ANLAMAK

Cumhurbaşkanımızın veciz ifadesiyle; “Bugün Kamışlı’da, Resulayn’da, Tel’abyad’da, Ayn-ül Arab’da, Cerablus’da Munbiç’de, El-Bab ve İdlib’de vermediğimiz savaşı, Allah korusun, yarın Şırnak’ta, Mardin’de, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te ve Hatay’da vermek zorunda kalırız. Çünkü karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil Türkiye’dir.” Saygıdeğer arkadaşlar; Hakikat bu iken, Suriye’de bizim karşımızda yer alan güçler bile “Suriye ve İdlib’de ne işiniz var” sorusunu sormayıp, bizimle defalarca anlaşma masasına oturup Suriye’deki varlığımızın haklılığını tescil ederken, ülkemizdeki siyasî muhalefetin bir kısmının yabancılar kadar bile bizi anlayamamaları ülkemiz için de kendileri için de büyük bir utançtır.

Geçen meclis toplantısında söylediğim ve bazılarınızın alındığı bir cümleyi teyiden ve tekraren söylemek istiyorum. “Recep Tayyip Erdoğan’ı anlayabilmek için, bu toprakların ruhuyla özdeşleşmek tarihini bilmek, tınısını hissetmek, sevinciyle sevinmek, üzüntüsüyle üzülmek, heyecanını ve coşkusunu yaşamak gerekir.