Kadınların Bitmeyen Çilesi – Hülya Güntaş

Kadınların Bitmeyen Savaşı

 

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Ancak kadınların toplumsal ve ekonomik yasama katılımları oransal olarak daha düşüktür.

Kadınların, ekonomik ve toplumsal alanda ikinci konumda olmalarının çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenler, toplumun yapısal özellikleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenleri kısaca söyle sıralayabiliriz:

 

1) ”Erkek egemen” kültüre dayalı

2) Toplum ayrımcılığı

3) Kadının eğitimden uzaklaştırılması

4) Kadının erkekten fizyolojik olarak farklılığı

 

Bu nedenle kadın insan olarak var olma mücadelesi içinde bulunduğu yapıya bağlı olarak değişmiş ve gelişmiştir.

Kadının ilk olarak emeğini bir ücret karşılığı vermesi, dünyadaki tüm toplumları derinden etkileyen ”SANAYI DEVRIMI” ile başlamıştır.

Kadın isçilerin çalışma yaşamını düzenleyen yasaları İngiltere çıkarmış ve buradan diğer toplumlara yayılmaya başlamıştır. Ancak çıkarılan bu yasalar, kavram ve içerik yönünden çok dar tutulmuştur.

 

I. ve II. Dünya savaşlarında erkek is gücünün silah altına alınmasıyla birlikte çalışma alanlarında kadınlar görülmeye başlandı.

Bu savaşlar ve yaşanan ekonomik bunalımlardan sonra Devletler ekonomik ve toplumsal yasama katılma alanlarını genişletilmeye başladı. Yaşanan bu değişme ve gelişmelerle kadına aile ve toplum içerisinde yeni roller yüklenmeye başladı.

Dünyadaki bu gelişmelerden elbette ki Türkiye’de etkilendi. Ülkemizde Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte gerçekleştirilen devrimler, kadınlara toplum içinde önemli haklar sağladı. Ancak bu hakların çoğu sadece korundu. Bu durum kadınların çalışma yaşamına katılması gecikti.

Türkiye’de kadınların çalışma yaşamına aktif olarak katılımı 1950 yılında oldu.

Kendisine yeni ve farklı roller yükleyen kadın, eğitim almaya, kendi konumunun farkına varmaya, hizmet sektörü ve diğer sektörlerde çalışmaya kısacası bilinçlenip örgütlenmeye başladı.

Gelelim Türkiye’deki kadının konumuna:

İstihdam verilerine bakıldığında, Türkiye’de çalışma yaşındaki kadın nüfusu 27 milyon civarındayken, istihdam edilen toplam kadın sayısı sadece 6.4 milyon. Türkiye Kadın Girişimciler Dernegi ve GFK(Dünyanın en büyük araştırma şirketlerinden)’nin araştırmasına göre erkeklerin yüzde 58.7’si ’çocuk büyütmeyi’ kadının temel görevi olarak görüyor:

2009 yılı itibariyle Türkiye’de kadınların is gücüne katilim oranı yüzde 26 iken dünya ortalaması yüzde 51.6, Türkiye’de kadınların istihdam oranı yüzde 22.3 iken dünya ortalaması yüzde 48, Türkiye’de kadınların işsizlik oranı yüzde 14.3 iken dünya ortalaması yüzde 7.

Her gün kocası, babası, sevgilisi, ağabeyi tarafından öldürülen kadınların listesine yeni bir isim ekleniyor, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz vakaları çoğalıyor ve çocuk yasta evlendirilenlerin sayısı artmaya devam ediyor.

Kadın cinayetleri 10 yılda yüzde 1400 oranında arttı. 2013’ün ilk on ayında yaklaşık 26 bin kadın cinayet, yaralama, saldırı, tehdit mağduru oldu. Ayni donemde 105 kadın, sekiz çocuk ve iki bebek çoğunlukla birinci derecede bir yakını tarafından olduruldu. Koca-baba-erkek kardeş cinayetine kurban giden kadın sayısı dokuz yılda 4.410’u buldu. 3 kadından biri çocuk gelin oldu.

Biz kadınlar tüm veriler, istatistikler, deneyimler, yaşamışlar ışığında; muhafazakar ideolojinin, muhafazakar söylemlerin güçlendiği hiçbir ülkede kadınların özgürlüğünden bahsedilemeyeceğinin tanıklarıyız.

  

                            Hülya Güntaş

sosyal medyalarda paylaşalım
0
Kadınların Bitmeyen Çilesi – Hülya Güntaş
Başa dön

Sosyal medyalarımızdan bizi takip edin

Facebook0
Twitter
Google+0
https://www.istanbulgazetem.com/kadinlarin-bitmeyen-cilesi-hulya-guntas">
LinkedIn132
Instagram187
PINTEREST
YouTube0
YouTube